TOPLUMSAL İFSADA KARŞI AİLENİN KORUNMASI II

TOPLUMSAL İFSADA KARŞI AİLENİN KORUNMASI II

TOPLUMSAL İFSADA KARŞI AİLENİN KORUNMASI

II

                                                                             MÜCAHİT AYDIN ASLANTAŞ  

 

 

B) AİLENİN KORUNMASINA HİZMET EDECEK TEMEL KAZANIMLAR

 

1-DEĞER OLARAK BİLDİRİLEN TÜM OLUMLU VE GÜZEL HASLETLERİN BİLİNCİNDE OLMALI VE KORUMALIYIZ 

–  Bu değerlerden birkaçına değinelim. İman, takva, şükür, namaz, doğruluk, adalet, doğru yol, cemaat, itaat, aile, tebliğ, cennet. Bu kavramlara önem vermeliyiz ve çocuklarımızın kişiliğini bu kavramlarla oluşturmalıyız. 

– Yaratılış gayemizi devamlı diri tutmalıyız yani halife olduğumuzu, yeryüzünde Allah’ın hükümlerini hâkim kılmak ve iyiliği emredip kötülükten sakındırmak gibi bir görevimiz olduğu bilinci ile hareket etmeliyiz. 

– Kur’an ile sürekli hemhal olmalı ve bizim için ne ifade ettiğini kavramak zorundayız.  Kuran’ın; toplumsal yaşamda bizleri koruyacak bir kalkan, nefis muhasebesi yapacağımız bir kaynak, bizi doğru yolda tutacak bir rehber ve topluma yön verecek ilke ve kuralları barındıran bir anayasa kitabı olduğunun bilincinde olmalıyız. Tefsir ve siyer okumaları mutlaka hayatımıza girmeli ve günlük hayatımıza bilgi ve amel devşirebilmeliyiz. 

– Aile içi haftalık Kuran okumaları yapmalıyız. Haftalık sohbet grupları içerisinde anne, baba ve çocuklar; iman ve bilgi tazeleyerek yenilenmelidir.  

Sohbet grupları aidiyeti tazeler, cemaat ruhunu diri tutar, hedef birlikteliğini güçlendirir. Toplumsal ifsada karşı nefisleri ve aileyi koruma altına alır. 

– Resulullah (a.s.)’ın örnek yaşantısını tekrar tekrar okumalı ve sahabenin İslami değerleri nasıl koruyup hayatlarına aktardıklarını çok iyi bilmeliyiz. Özellikle toplumda baş gösteren aile ifsadına karşı, peygamberimizin aile hayatı, örnekliği ve tavsiyeleri dikkate alınmalıdır.  

 

2- TOPLUMUN YAŞAM BİÇİMİ, DEĞERLERİ VE İSLAM İLE OLAN BAĞLARI İYİ GÖZLENMELİ VE TOPLUMDAKİ İFSADA YÖNELİK TEDBİRLER ALINMALIDIR. 

Topluma hâkim olan gelenekler ve davranış biçimleri, bir toplumun aynasıdır. İçinde yaşadığımız toplumun ekseri ağırlığı muhafazakâr bir yapıdadır. Yaşanan muhafazakârlığın, İslam’ı tam olarak temsil ettiği söylenemez. Toplumun İslami değerleri Kuran ve sünnet ekseninde gözlemlenip konumlandırılmalı ve toplum ifsat eden değerler bu alanda tespit edilip, ıslah yönüyle gündemimize alınmalıdır. Değerlerin ifsadı, toplumsal ifsadın temelini oluşturur. Muhafazakâr kesimdeki İslam’ın ifsat edilen tüm boyutları incelenmelidir. İslam’ın değerlerini ifsat eden, toplumunu da ailesini de bu ifsadın içine çeker. Bu ifsadın en başında da şunlar gelmektedir: 

Allah inancındaki bütüncül olmayan düşünceler. Allah’ın affediciliğine güvenme her türlü günahın basite alınmasını ve Allah korkusunu hafifletir. Allah korkusu olmayanın kalbi ifsada yönelir ve dolayısıyla toplumsal ifsada katkı sağlar.  

Ahireti uzak görmek ve ölümü hatırdan çıkarmak. Bu da dünyaya meyli arttırır. Dünyaya meyilli olmak, tamahkârlığı ve akabinde helal haram sınırlarını gözetmeden kazanma dürtüsünü hâkim kılar. İbadetler yaşanan hayatta önemini yitirir.  

Peygamberi ve misyonunu hafife almak. Kurtuluşun Allah’tan sonra peygambere itaat olduğunu anlamamak, beraberinde hayatın her aşamasında peygamberin takip edilmesini hafifleştirir ve kuru kuruya baş tacı edilen, adı geçtiğinde saygıdan başka bir anlam ifade etmeyen, salat ve selam gönderilen bir duruma düşürülür. Bazı kesimlerde peygamberden üstün tutulan hocaların veya şeyhlerin hali malumdur. Peygamberin örnek yaşantısı değil de hocalarına yönelişlerinde “Allah Dostu” olmaları ve direkt bağlantı içinde oldukları inancıdır. Peygamberin örnekliğine göre yaşamak zor ve zahmetlidir. Kolay cennet tasavvuru akıllara ve kalplere hükmeder. 

İbadetlere karşı zafiyetler. Kendisini İslam’a nispet eden kesimin ciddi bir bölümü farz olan beş vakit namaz kılmaz ama sünnet olan Cuma namazı asla ihmal etmez. Perşembe akşamından takvalı Cuma mesajları atılır. Dine sonradan değer olarak sokulan mevlit kandilleri itina ile icra edilir. Özel toplantılarda yeri gelir içki içilir. Kumar olarak görülmeyen şans oyunları ile şanslarını denerler. Çünkü kumar, masa başı büyük paraların döndüğü bir ortamdır. Geleneksel değerler hâkimdir. Çalgılı düğünler düzenler, karısını kızını dekolte kıyafetlerle sahnede oynatır. Futbol ve fanatiklik olmazsa olmazdır. Kuran, şehadet, vatan ve bayrak sembolik en değerli kıymetlerdir. Kuran saygı gösterilmesi gereken ve evin duvarını süsleyen bir konumdadır. Ağırlıklı olarak mezarlarda okunur. İçindeki hükümlerden haberdar olup yaşanması değil de, Türk-İslam değerlerinin kıymetli bir motifi olarak korunur. Yine çokça duyduğumuz şu ifadeler nefislerine karşı mazeretleridir. “İbadet Allah ile kul arasındadır, insanın kalbi temiz olmalı, çalmamalı, dürüst olmalı vs.” Uzatmak mümkün. Topluma dair her türlü gözlemlerimizi Kuran ve sünnetten beslenerek konumlandırma yapmalıyız. Kuran’ın toplumlara dair yasalarını bildiğimiz ölçüde basiretli adımlar atabiliriz.  

 

3-      İSLAMİ BİR BİLİNCİN ÖNCELİKLE ANNE VE BABA ADAYLARINDA OLUŞMASI GEREKİR 

Sağlam bir aile yapısı, sağlam itikada sahip basiretli bir anne ve babadan oluşur. Denklik esası burada çok önemlidir. Hayata bakış açıları, sahip oldukları değerler, kültürel seviye ve kavrayış örtüşmelidir. Namaz kılmayan bir baba, ailesi üzerinde ibadetler konusunda baskın olamaz. Haremlik selamlık bilmeyen ve akrabalarını, komşularını ev kıyafetiyle karşılayan bir anne ile buna riayet eden bir baba sağlam bir evlilik yürütemez.  

 

Denklik esası üzerine gerçekleştirilen evlilikler aynı esaslar ve değerler üzerinden evlatlar yetiştirilmesini sağlayacaktır. Neslin korunması, aynı düşünce yapısına sahip, aynı hedef için mücadele veren ve denklik esası üzerine evlilikler gerçekleştirilmesi ile sağlanır.  

 

Çocuklar her iki tarafında güzel hasletleriyle ve İslami yaşantıyı ikisinde görerek o yolda yetişir. Müslüman gençler, peygamberimizin tavsiyesi doğrultusunda iman ve takva üzere bir evlilik yapmak zorundadırlar. Bu mecburiyet hem Allah rızasına uygundur hem de birbirlerini kulluk bilinci ile cennete hazırlarlar. 

 

Denklik esası üzerine evliliğin ne kadar önemli olduğu da vahiyle bildirilmiştir.  

Bakara Suresi 221. Ayette şöyle buyurulur: “İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Şundan emin olun ki imanlı bir cariye, sizin hoşunuza gitse de müşrik bir hür kadından iyidir. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle de kadınlarınızı evlendirmeyin. Şundan da emin olun ki imanlı bir köle, sizin hoşunuza gitse bile müşrik bir hür kişiden daha iyidir. Onlar insanları ateşe çağırırlar, Allah ise izni ile cennete ve bağışlanmaya çağırır…” Gerek Peygamberimizin “İmanlı olanı tercih edin” tavsiyesi, gerekse bu ayetin içeriği, denkliğe verilen önemi ortaya koymaktadır. Yine şöyle buyurmuştur: “Birlikte olacağınız eşler konusunda seçici davranın, denginizle evlenin”  

 

4-ANNE VE BABA ADAYLARININ BİR HEDEF VE AMAÇ UĞRUNA EVLİLİK GERÇEKLEŞTİRMELERİ GEREKİR 

Hedef birliği demek İslam’ı aynı kaynaklardan anlama, öğrenme ve gerek nefislerinde gerekse toplumda İslami değerleri hâkim kılma mücadelesi içinde olmaları demektir. Ailenin temeli, sahih İslam öğretilerine göre atılırsa bireyler hem kendilerini korurlar hem de nesillerini koruma altına alırlar. Resulullah (a.s.), aile tanımında üç kavram kullanır: Saygı, sevgi ve değer. Bu üç vasıf karı koca arasında mevcutsa, o aileyi bu dünyada cennet olarak tanımlar. Tersini de cehennem olarak tanımlar. Buradaki değere; hem eşlerin birbirlerine verdikleri hem de Allah’ın Müslümanlara sahiplenmeleri için verdiği kıymetler olarak bakmamız gerekiyor.   

 

5-   ANNENİN İSLAMİ ŞUURA ERİŞTİRİLMESİ, TOPLUMSAL İFSADA KARŞI MÜCADELEDE LOKOMOTİF GÖREVİ OLUŞTURACAKTIR.  

Öncelikle eşimize sonra çocuklarımıza; kulluk bilincinden sonra İslami hareket, İslam’a davet, toplumu dönüştürme sorumluluğu temelinde İslami bir kişilik kazandırabilmeliyiz.  

İslami şuura ermiş anneler çocuklarını bu düzlemde eğitir ve yetiştirir. Annenin İslami şuuru ve hassasiyeti, ailenin değerlerini koruma konusunda kilit rol oynamasını sağlar.  

 

Günümüzde kadına biçilen rol göz önüne alındığında, annelik kavramının önemi daha çok anlaşılır. Çalışıp kazandığı için alışverişte sınır tanımayan, istediği kıyafetleri alabilen, özgüvene sahip, ayakları üzerinde duran, özgürce dolaşabilen bu kadın profili, kızlarımızı etkileyecek düzeydedir. Bu kadın profilinde aile, çocuk yapma, sorumluluk alma gibi değerler önemsizdir. Kız çocuklarımız, evdeki anne profili ile bu kadın profilini karşılaştırma durumunda kalarak hem eziklik hissetmeye hem de rol model olarak annesini değil bu kadın profilini benimsemeye başlamaktadırlar. 

 

Annenin çocuk üzerindeki etkisi hepimizin malumudur. Özellikle kız çocukları; annenin kontrolsüzlüğü, yetersizliği ve İslami şuur verememesi sebebiyle maalesef ki toplumun değerleri tahrif eden çarkında kişilik erozyonuna maruz kalmaktadırlar. Anne-baba yetersiz ise imkânlar ölçüsünde çocuklarını İslami eğitim üzere olan merkezlerde kimlik bilinci oluşturmalıdırlar.  

 

Özellikle üniversite okumak isteyen ve okuyan kızlarımıza, amaçları konusunda doğru yönlendirme yapılmalıdır. Okuma amaçları para kazanma ve özgürce bir yaşam değil, topluma, ailesine faydalı olacak ilme sahip olmalarını sağlamak ve Allah rızasına, takvaya uygun bir yaşam olmalıdır. Müslüman annelerin şuurlu olması bu yönden çok önemlidir. Toplumsal ifsat kadın üzerinden yapılıyorsa, toplumsal ıslahta kadın üzerinden yapılmalıdır.  

 

6-    TOPLUMSAL İFSADA KARŞI, MÜSLÜMANLAR HEDEFTEKİ ÖNCELİKLERİNİ DİRİ TUTMAK ZORUNDADIRLAR. 

Resulullah(a.s.)’ın mücadelesinde ana hedef toplumsal itikadi ifsattır. Verdiği mücadelenin temeli, itikadi ifsat ve sonrasında topluma yansıyan yönüdür. Tüm peygamberlerin mücadele de öncelikli hedefleri bu olmuştur. Hz. Musa’da bunun en bariz örneğini görmekteyiz. İtikadi ifsada uğramış bir topluma, toplumsal ıslah içeriği olan Allah’tan aldığı emir ve yasakların faydası olmayacağını anladığında ayetler yazılı olan tabletleri yere atmıştır. (Araf:150)  

Toplumsal ıslahtan önce nefsin ıslahını öngören vahyi süreç, peygamberimizi de bu konuda yönlendirilmiştir. Toplumsal ifsada karşı öncelikli olarak manevi yönün güçlendirilmesi gerektiği Müzzemmil suresi 5. ayette bildirilmiştir.  

Toplumsal ifsada karşı mücadele edebilmek için manevi donanımın gerekliliği bildirilmiş ama hedef olarak ortaya konmamıştır. Ayette “Ki biz sana ağır bir yük yükleyeceğiz” ifadesinden ana hedefin ne olduğunu anlıyoruz.  

 

Manevi yönü hedefe koyanlar toplumsal ifsada karşı içlerine kapanmışlar ve maalesef ki bir şey yapmamışlardır. Eğer bu ifrat ise, tefritte; Tevhidi bilince sahip olan Müslümanların kuvvetli manevi yön ile değil de siyasi söylemler ile tanınır olmalarıdır.  

 

Resulullah ’ın şahsında bizlere bırakılan ise; sürekli ve kısa vadede manevi donanım; sürekli ve uzun vadede ise, iyiliği emredip kötülükten sakındırma hedefidir.  

 

7- AİLE İÇİ İLETİŞİM AİLE BAĞLARINI KUVVETLENDİRİR 

Gençlerin yaşadığı sorunların başında aile içi iletişimsizlik gelmektedir. Gençler özellikle ergenlik döneminde derdini veya mutluluğunu anlatacağı bir sırdaş ve dost arayışına girerler. Çocuklarımızı dinlemek, anlamak, doğru olana yönlendirmek iletişimle gerçekleşir. Ailesiyle konuşabilen, dertleşebilen çocuklar ve gençler, kendilerini aile içinde önemli bir birey olarak görmeye başlar ve sorunlarına karşı güçlü bir duruş sergiler. Normal sohbet sırasında çocuk için sıradan ve zararsız gibi görünen bir durum, ailenin öngörü ve tecrübeleri sayesinde yapılan müdahale ile çocuk korunacak ve hata yapması engellenecektir.  

 

Çocukların yaşına göre ilgilendiği konulara, ilgi alanlarına, okul veya işyerindeki durumlarına vakıf olmamız gerekir. Çocuğun paylaştığı bir durumu unutmayan, soran, yol gösteren bir anne veya baba iletişimin güçlü olmasını sağlar. Özgürce düşüncelerini paylaşabilen çocukların anne ve babaya aidiyeti artar. İstişare kavramını hayata geçiren ailelerin çocukları, karşılaştıkları olumsuz durumlarda tek başına karar verip hata yapma durumunu ortadan kaldırırlar. Kendisi için neyin doğru ve yanlış olduğunu ailesiyle istişare yoluyla belirleyen gençler, sağlam bir kişilik oluştururlar.   

 

8- AİLE İÇİ AİDİYETİ OLUŞMUŞ ÇOCUKLAR SAVRULMAZLAR 

Çocuklarımız için aidiyet kavramının çok önemli olduğunu fark edebilmeliyiz. İnsanın kendisini bir yere ait hissetmesi demek olan aidiyet, çocuklarda ve gençlerde önemli bir yere sahiptir. Aidiyet öncelikle aile içinde başlar. Çocukluk döneminde aile kuşatıcıdır. Çocuklar, en çok etkileşim içinde olduğu anne, baba ve kardeşlerle aidiyet oluşturur. Kendisini ait hissettiği yer evidir. Ev bir eğitim merkezi ve korunma üssüdür. Evde değerleri ve gelenekleri oluşur. 

 

Aile içi huzur, ibadet, merhamet, saygı, değer görme, ahlak ve doğruluk eksenli bir ortamda yetişen çocuk; kazandığı bu değerleri etkileşim içinde olduğu arkadaşlarına da yansıtacaktır. Çocuklarda zamanla okul, mahalle ve arkadaş aidiyeti oluşmaya başlar. Aynı hassasiyetle yetişmeyen çocukların kültürüyle tanışacak ve eğer aileden aldığı değerler örtüşmüyorsa ya etkileyecek ya da etkilenecektir. Ailede göremediği ama sokakta ve arkadaşlarında gördüğü davranışlardan etkilenecektir.  

 

Bir grup arkadaşı kendi içlerinde aidiyet oluşturmuşsa o gruba dâhil olmak ve kendini ifade edebilmek için o gruba ayak uydurmaya başlayacaktır. Sigara ve içki içiyorlarsa içecek, argo konuşuyorlarsa konuşacak, yalan söylemesi gerekiyorsa söyleyecektir. Kendisini ispatlama ve o grubun içinde kalma adına tehlikeli cesaret girişimlerinde bulunacaktır.  

 

Ergenlik döneminde kişiliği oluşmamış gençler; aile tarafından iyi takip edilmezse, arkadaş çevresi hakkında bir şey bilinmiyorsa, dostça bir diyalog kurulamıyorsa, aidiyetin merkezi kaymış demektir. Kendini özgürce ifade edeceği, dilinden anlayan, dinleyen, kendi gibi düşünen insanların arasında bulunmaktan çekinmeyecektir. Aynı düşünce ve hayat tarzını benimsemiş topluluklara bakın birbirlerine benzerler. Davranışları, kullandıkları dil, kıyafetleri, tercihleri, saç kesimleri, takıldığı mekânlar aynıdır.  

 

Tanıdığınız bir arkadaşımız karamsar bir tablo çizdiğimi söylemişti. Adım adım toplumun dönüştüğünü, değerlerin ifsat edildiğini kavrasa bu cümleyi kullanmazdı sanırım. Ben evimi ve kapı önünü temizledim, mahalle ne yaparsa yapsın deme lüksümüz yok maalesef. 

 

9-ANNE BABANIN SADECE İSLAMİ KAVRAMLARA DEĞİL TOPLUMSAL KAVRAMLARA DA HÂKİM OLMASI GEREKİR 

Toplumlar devamlı yeni kavramlar üretmektedir. Batı merkezli üretilen kavramlar özellikle gençler tarafından daha hızlı kabul görmektedir. Çünkü hedef kitle gençlerdir. Genç erkek ve kızların ön planda olduğu reklamlarda kullanılan dile dikkat ettiniz mi? Ya da kaçımız deizmin ne olduğunu araştırdı ve gençlerin bu kavramı benimsemeye başladıklarını fark etti?  

 

Gençlerde oluşturulan jargon, batı kaynaklı kültürel bir dil hedefidir. Fransızca bir kelime olan jargonu, konuya uygun bir durum tanımlaması olduğu için kasıtlı olarak kullandım. Bu kelimenin ne anlama geldiğini söylemek isteyen var mı?  

 

Jargon, aynı değerlere aidiyet göstermiş toplulukların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil, argo anlamındadır. Dilde ve kavramlarda yapılan tahrifat; kuşaklar arası aktarılması gereken kültürel birikimin önünü kesmek ve evrensel bir norm oluşturmak için yapılan planlı bir girişimdir. Çocuğunun diline, kullandığı kelimelere yabancı olan bir aile, nasıl iletişim kurup çocuğuna yol gösterecektir? Toplumu değiştirmenin en kestirme yolu dili ve kavramları değiştirmek ve içini boşaltmaktır.  

 

10-GENÇLERE İSLAMİ ŞUURUN VERİLMESİ 

İçinde yaşadığımız toplumun gençlerinde takva, ahiret, cennet, cehennem, namus, hayâ, anne ve babaya itaat; anlamını yitirmeye başlamıştır. Ateizm ve deizm gençleri kuşatmaya başlamıştır. Kulaktan dolma bilgilerle Allah’ı tanıyan gençler; Allah’ın ceza, mükâfat, dünya hayatının geçiciliği, iman, takva, kader ve doğru yol gibi kavramlarını anlayamayacaktır.  

 

Allah’a ve insana dair bilgileri, çocukluktan itibaren sahih kaynak olan Kuran ve Sünnet ışığında verebilmeliyiz. Allah korkusu kalplere yerleştirilmelidir. Hesap verme bilinci kazandırılmalıdır. Ahirette sonsuz azap ve nimetler anlatılmalı ve dünya hayatının; ahireti kazandıran ya da kaybettiren geçici bir mekân olduğu bilinci oluşturulmalıdır.  

 

Kalpte ve akılda Allah sevgisi ve korkusu oluşturulmalıdır. Dünya nimetlerine karşı kalbi yönelişlerin sağlam durması sağlanmalıdır.  Resulullah (a.s) şöyle buyurur: “Bedende bir et parçası vardır ki, o sâlih olduğu zaman bütün beden salâh bulur; o fesat bulduğu zaman bütün beden fesada gider. Dikkat edin! O, kalptir.”  

 

Bilinçli yönlendirmeler yapılmalı, belirlenen kitaplar okutulup takibi yapılmalı ve üzerine konuşulmalıdır. Aynı İslami hassasiyet taşıdığımız aileler ve çocuklarıyla bağlar koparılmamalı ve çocukların kendi aralarında dostlukları pekiştirilmelidir. Aile dostu çocuklarla ortak hedefler ve hassasiyetler etrafında aidiyet oluşturmaları sağlanmalıdır. 

 

11-AİLE BİREYLERİ BİREYSELLİKTEN KURTULMALIDIR 

Teknolojinin ilerlemesiyle hayatımıza giren akıllı telefon ve tabletler insanımızı bireyselleştirmeye başlamıştır. Telefondan başını kaldıramayan bir toplum olduk. Yolda yürürken yoldaki engeli görmeyip düşen ve çarpan görüntüleri izliyoruz. Araç kullanırken kaza yapma sebebi telefon olan durumlara şahit oluyoruz.  

 

En tehlikeli boyutu ise bireyselleştirmesidir. Ev içinde her bir aile ferdinin elinde telefon görüyoruz. Sohbet, muhabbet, aile içinde kaybolmaya başladı. Sanal sohbetler ve paylaşımlar, beğeni alma, takdir görme yarışı aldı başını gidiyor. Çocuklar grup olarak oynadıkları savaş oyunlarından başlarını kaldıramıyorlar. Anne ve baba evde tekrar muhabbet, istişare, günü değerlendirme, karşılaşılan sorunları ya da sevindirici haberleri paylaşma gibi değerli olan eylemleri hayata geçirmek zorundadırlar. 

 

12-GENÇLERE ROL MODEL OLUŞTURMAK ÇOCUKLARIN SAĞLAM BİR KİŞİLİK SAHİBİ OLMASINI SAĞLAR  

Gençler genellikle aidiyet içinde olduğu grubun ya da arkadaşlarının değerlerini sahiplenir. Futbol konuşuluyorsa bir takım tutar ve favori oyuncular seçer. Dizi konuşuluyorsa bir diziyi sürekli takip eder ve oradan bir kahramanı rol model edinir. Favori şarkıcılar olmazsa olmazdır. Kliplerde genellikle özgür, başına buyruk, içkili ortamlar, sarmaş dolaş gençler, kızınca eşine ya da ailesine kapıyı çarpan ve arabaya atlayıp uzaklara ya da sevgilisine giden görüntüler verilir.  

 

Fıtrat boşluk kabul etmez. İnsana takva ve fücur olmak üzere serbestçe kullanacağı iki alan belirlenmiştir. İnsanda iki ayrı bölüm vardır ve en çok sunulan ne ise o bölümü doldurur. Bu yüzden çocuklara, gençlere rol model olacak alternatifler sunmak zorundayız. Bu da yakın tarihte mücadelesi ile hayatını İslam’a adamış veya bu yolda şehit olmuş Müslüman şahsiyetler, uzak tarihte Allah’ın resulü ve seçkin sahabe olmalıdır. Kendi yaşlarında örnek bir hayat süren sahabeler çok iyi benimsetilmeli ve rol model yapılmalıdır.  

 

Hz. Ali’nin on iki yaşında iken kazandığı İslami hareket şuuru, erkek çocuklara rol model olacak bir kişilik örneğidir. Ebu Zerr’i 3 gün boyunca takip etmesi ve niyetini anlayınca Peygambere götürme süreci etkileyicidir.  

 

Ebu ZerrGıffar kabilesinin yetenekli hırsızı ve eşkıyası iken bir ay boyunca peygamberle karşılaşmak ve dini öğrenip iman etmek için Mekke sokaklarında yatmış ve daha iman etmeden Mekke’de kanlar içinde kalacak kadar dayak yemesine rağmen vazgeçmemiş olması ile bir rol modeldir.  

 

Genç yaşta iman eden ve Necaşi karşısında hitabeti ve vakarlı duruşuyla Cafer bin Ebu Talip bir rol modeldir.  

 

Pek çok sahabeye ehliyet ve liyakat sahibi olmasından dolayı genç yaşta komutanlık yapan Usame bin Zeyd bir rol modeldir. 

 

Cahiliyede tüm kadınları sokağa dökecek kadar yakışıklı ve zengin olan ve bütün bunları elinin tersiyle itip genç yaşta İslam’ı tercih eden, Mekke’nin muallimi Mus’ab bin Umeyr bir rol modeldir.  

 

Genç yaşta güçlü hafızasıyla Hz. Peygamberin hadis ve sünnetlerini sonraki nesillere aktaran ve en çok hadis rivayet eden yedi sahabeden dördüncüsü olan Hz. Aişe kızlarımıza bir rol modeldir. 

 

Yine genç yaşta Hicret sırasında geceleri Sevr mağarasına yiyecek taşıyan Hz. Aişe’nin ablası Hz. Esma rol modeldir. Kuşağını ikiye bölüp erzak çuvallarını bağlaması sebebiyle Peygamberimiz, “Allah bu kuşağın karşılığında cennette sana iki kuşak versin” diyerek dua etmiştir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.  

 

İslami değerleri çocuklarımıza kazandırırken, ibadet ve hayatın her aşamasında Resulullah (a.s.)’ı rol model olarak ortaya koymamız gerekiyor. O’nun yaşamını nasıl ki sahabeler birebir taklit ediyor ve onun gibi davranıyorsa, çocuklarımızı da bu şekilde yönlendirebilmeliyiz. Örneğin, “Şöyle abdest al, böyle dua et” değil de, “Peygamberimiz şöyle abdest alırdı, böyle dua ederdi” veya “O, bu konuda şöyle davranır ve şöyle söylerdi” gibi hayatına dair taklit edeceği merci’ye odaklamamız; Allah rızası, Peygamberi örnek alma ve taklit etme, sevap kazanma, Cennet özlemi gibi değerleri kazanmalarını sağlayacaktır. Baba ve anne olarak bir noktaya kadar bizleri rol model alırlar. Ama Peygamber; hayatları boyunca taklit ve takip edecekleri bir rol modeldir. Rabbim çocuklarımıza ve bizlere Peygamberin ve sahabenin örnek kişiliklerini ve aile hayatlarını, hayatımız boyunca taklit etmeyi nasip etsin. 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.